Mosturoğlu’ndan 3 Temmuz çıkışı

3 Temmuz kumpasının 15. yılında Fenerbahçe cephesinden verilen mesaj netti: Yönetimler değişse de bu mücadelenin yönü değişmeyecek.

Fenerbahçe’de 3 Temmuz sürecinin 15. yılı, yalnızca bir anma başlığı olarak değil, hâlâ kapanmamış bir hesaplaşmanın güçlü hatırlatması olarak gündeme geldi. Fenerbahçe TV’de yayınlanan özel programda Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Hukuktan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Savaş Adalet ve kulüp avukatı Naim Karakaya, sarı-lacivertli kulübün yıllardır sürdürdüğü hukuk mücadelesini değerlendirdi.

Programın ana mesajı açıktı: Fenerbahçe, 3 Temmuz’u geçmişte kalmış bir dosya olarak görmüyor. Kulüp, bu süreci hem kendi tarihi hem de Türkiye’de hukuk ve adalet mücadelesi açısından kritik bir eşik olarak konumlandırıyor.

“Bu mücadele değişmeyecek”

Şekip Mosturoğlu, 3 Temmuz’un Fenerbahçe’nin yaşam hakkına yönelmiş büyük bir saldırı olduğunu vurguladı. Mosturoğlu’na göre sarı-lacivertli kulübün bugün ayakta kalmasının en büyük nedeni, taraftarın ve camianın o gün gösterdiği sarsılmaz birlikti.

Mosturoğlu, başkanların ve yönetimlerin yıllar içinde değiştiğini ancak Fenerbahçe’nin bu dosyadaki kararlılığının hiç değişmediğini belirtti. Kulübün hedefi yalnızca haklılığın tesciliyle sınırlı değil; sorumluların hesap vermesi ve Fenerbahçe’nin uğradığı zararların takip edilmesi de mücadelenin merkezinde duruyor.

“Sarı-lacivert duvar ilk engel oldu”

Kulüp avukatı Naim Karakaya, 3 Temmuz sürecinin yalnızca Fenerbahçe’ye açılmış bir dava olmadığını, kumpas düzeninin ilk ciddi direnişle sarı-lacivert camiada karşılaştığını anlattı.

Karakaya’ya göre Anıtkabir’de, Bağdat Caddesi’nde, Çağlayan’da ve tribünlerde ortaya çıkan büyük tepki, Fenerbahçe’nin kolay yıkılamayacağını gösterdi. Bu direnç, yıllar sonra Türkiye’nin farklı karanlık yapıları daha net görmesinde de önemli bir kırılma noktası oldu.

Hukuk dosyalarında süreç sürüyor

Programda devam eden dava süreçlerine de geniş yer verildi. Karakaya, kumpasa karıştığı iddia edilen isimlerle ilgili yargılamaların farklı dosyalarda sürdüğünü, bazı mahkûmiyet kararlarının kesinleştiğini, bazı dosyaların ise kanun yolu aşamasında olduğunu aktardı.

Özellikle kaçak durumdaki isimlerin adalet önüne çıkarılması gerektiği vurgulandı. Fenerbahçe cephesinde beklenti, yalnızca karar çıkması değil; sürecin son sanığa kadar takip edilmesi.

“Fenerbahçe ailesi o gün büyüklüğünü gösterdi”

Hukuktan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Savaş Adalet, 3 Temmuz sabahından itibaren camianın verdiği tepkinin Fenerbahçe tarihindeki en güçlü aidiyet örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Adalet, o dönem büyük bir baskı ve hukuksuzluk atmosferi içinde Fenerbahçe’nin kendini anlatmaya çalıştığını, taraftarın ise kulübün çevresinde gerçek anlamda bir duvar ördüğünü ifade etti.

Savaş Adalet’e göre bugün hâlâ ayakta duran Fenerbahçe gerçeğinin arkasında, o zor dönemde gösterilen toplu duruş var.

Tazminat davaları kritik başlık

Fenerbahçe cephesinin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de tazminat dosyaları oldu. Şekip Mosturoğlu, kulübün hem maddi hem de manevi anlamda büyük zarar gördüğünü, açılan davaların bu zararların tespiti açısından önem taşıdığını söyledi.

Mosturoğlu, alınacak tazminat miktarı ne olursa olsun, asıl değerin Fenerbahçe’nin uğradığı haksızlığın resmen ortaya konulması olduğunu vurguladı.

“Unutmadık, unutturmayacağız”

Programın sonunda üç isim de aynı noktada birleşti: 3 Temmuz, Fenerbahçe için yalnızca geçmişte yaşanmış bir hukuki süreç değil; camianın hafızasına kazınmış bir direniş günü.

Sarı-lacivertliler açısından bu dosya, sportif rekabetin ötesinde bir adalet meselesi olarak görülüyor. Fenerbahçe yönetimi, hukukçuları ve camiası, sorumlular hesap verene kadar bu mücadelenin süreceğini bir kez daha ilan etti.

15 yıl geçti ama Fenerbahçe’nin cümlesi değişmedi: Bu hesap kapanmadan mücadele bitmeyecek.

İLGİLİ HABERLER